Küresel Politika-5

21.Yüzyıl Dünya Düzeni

Soğuk Savaş ardında iyimser ve idealizmin hâkim olduğu bir dünya bıraktı. Çift kutuplu dünyanın getirdiği doğu batı rekabeti ve nükleer yığılmadan kaynaklı yok olma korkusu artık geride kalmıştı. Doğu Avrupa’da komünizm çökerken genel manada dünyada bir Sovyet komünizmi gerilemesi başlamıştı. Buda sanki tek sesli bir dünyanın ortaya çıkmasına neden olacak gibi duruyordu. En azından George Bush tarafından hayal edilen, terörden ve ideolojik çatışmadan ayrılmış bir dünyada ahlaki normların hüküm sürmesiydi. Ortaya çıkan yeni dünya düzeninde en önemli husus patlak veren bir sıkıntının çözümünde saldırganlığı engelleme yönünde olmalıydı. Dahası insanlık ilk sınavını vermekte gecikmedi.

1990’da sıcak bir Ağustos günü Irak kuvvetlerinin Kuveyt’i işgaline karşı geniş bir Batılı ve küresel-politikalarMüslüman güç koalisyonu kurulmuştu. Sırbistan ve Hırvatistan arasında savaşa neden olan Yugoslavya’nın 1991’de dağılması ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansının(AGİK) ilk defa bir uluslararası krizle mücadelede
araç olarak kullanılıyordu. Bu temelde NATO ve Varşova Paktının yerini alabilirdi.  Ancak bu ilk iş birliği durumu yanında istikrarsızlık ve yeni rahatsızlıklar getirdiği için aldatıcı olduğu ortaya çıkmıştı.

Bu ümit edilen yeni dünya düzenini en önemli aktörü şüphesiz Amerika Birleşmiş Milletleriydi. İki kutuplu dünyadan kalma efektif bir müdahale için gerekli olan askeri ve ekonomik güce sahipti. Bir nevi ABD yeni dünyanın ‘’polis gücü’’ olarak tanımlanıyordu çünkü ABD eski hegemonik güçler gibi totaliter bir rejim kurup yağma yapmak işgal etmekten ziyade liberal demokrasilerin, piyasa kapitalizmi, siyasal özgürlük gibi değerlere önem veriyordu. Ortadoğu ve Uzak Asya’da otoriter rejimlere karşı demokratik ilkeleri yücelten Amerikan hâkimiyeti, uluslararası barış, ekonomik ve siyasal gelişmişliği vaat ediyordu.

Tüm bunlara rağmen, ABD’nin uluslararası barış ve kardeşlik imajını sorgulamak için çonoam-chomsky_371716
k neden vardır. Mesela, Noam Chomsky gibi ABD’nin kendi çıkarlarını hesaba katmayan bir dünya siyaseti güttüğünü bir savsata olarak nitelendiren akademisyenlerde vardı. Chomsky’a göre 1990 Irak karşıtı koalisyona, ABD ve diğer batılı güçler bölgedeki petrol kaynakları adına duydukları endişenin sonucu olarak diğer taraftan ise Suriye, Suudi Arabistan gibi Müslüman ülkelerin bölgede güçlü bir Irak istememelerinden kayna
klı katılmışlardır. Başka türlü ifade edilmek istenirse bu uluslararası hukuk ve ulusal egemenlik üzerinden olan retorik sadece güç siyasetini ve ulusal saplantıları gizlemek için kullanılıyordur. Bu uluslararası retoriklerin korunması olsa olsa ABD’nin ekonomik hegemonyasını kurması mühendisliğinin bir parçasıdır.

Ayrıca böyle bir arzuya sahip olan bir ABD olsa bile ABD’nin böyle bir güce sahip olduğu hep tartışıla gelmiştir. İlk olarak, baskın bir nükleer güç olduğu zamanlarda bile Vietnam’da ki başarısızlığı ve 1995 Somali çıkartmasında utanç verici bir şekilde geri çekilmesi gibi durumlar ABD’nin etkin nükleer gücünün de sorgulanmasını yanında getiriyordu. Mamafih, Almanya ve Japonya’nın tekrar yükselmesi ABD ekonomisini göreceli olarak geriletmişti. ABD’nin dünyanın polis abisi olma rolünü karşılayabilecek ekonomik kaynağının olmayışı onu, ondan önceki hegemonyan devletlerin tecrübe ettiği ‘emperyal aşırı genişleme’ eğilimine düşmesine neden olmuştu. Buda ABD’nin tek güç olmanın sorumluluklarından bıkarak George W. Bush hükümetinin gelmesi ile Kyoto Protokolünden ayrılarak ‘yalnızcılık’ politikasına girmesine neden oldu. Ta ki 11 Eylül’de Finans Merkezine ve Pentagon’a yapılan iki saldırı gelene kadar. Artık ABD muhtemelen bu iki saldırının etkisiyle yalnızcılık politikasını sonsuzu kadar terk edecekti.

Soğuk Savaşın bitmesi ile aslında birçok sıkıntıda meydana çıkmıştır. İster uluslararası komünizm olsun ister vahşi kapitalizm olsun ikisi de en temelde birbirinin düşmanı olarak kendi iç birleşmelerini sağlıyorlardı. Birçok devlette aslında bir dış düşman ortadan kalktığı zaman içeride bir yada birden çok düşman ortaya çıkar ve bu düşman genelde ırksal dinsel ve etik gerilimler biçiminde çözülmeci baskılarla sonuçlanır. Örneğin eski Yugoslavya’da Sırplar, Arnavutluklular ve Müslümanlar arasında uzun yılar kan dökülmüştür. Bir diğer örnekte Rusya’da ayrılıkçı Çeçenya Cumhuriyetidir.

Bu tip etnik milliyetçi ve bölgesel çatışmalar gittikçe daha tehlikeli bir dünya ihtimalini yaratmaktadır. Bu durum bölgesel bir anarşi getirecek ve insan hakları, adalet, saygı vs. gibi konuların tesis edildiği bir dünyadan çok öte, kaos ve karmaşanın hakim olduğu bir dünya bizlere sunacaktır.

Düzenli ve güvenliği sağlanmış bir dünyaya nazaran aslında tek kutuplu düzende bile bir uluslararası anarşi çıktığı gözlemlenmiştir. Bu sonuç her durumda, tek bir hakim gücün diğer devletler arasında hoşnutsuz karşılanacağı ve düşmanlık besleneceği ve dünya polis gücü rolünün sürdürülemez bir ütopya olduğunun kanıtıdır. Bu nedenle 21.yüzyılda bizi çok kutuplu bir dünyanın beklediğine dair birçok alamet mevcuttur. Entelektüel sermaye ve teknoloji gibi etkin güçlerde ilk sırada olmayı korusa da ABD’ye ilaveten 1970’lerde ki revizyonların etkisi ile Çin, Almanya önderliğinde ki bir Avrupa Birliği, eskisi kadar olmasa da hala elindeki nükleer güç ile beraber dünya siyasetin de rol oynayan Rusya, kontrol edilemeyen bir nüfusa sahip bölgesel bir güç olan Hindistan ve teknoloji devi Japonya gibi güçler ortaya çıkmaktadır.

Ancak hala çok kutuplu dünya belirsizliğini korumaktadır. Bir 19.yüzyıl Avrupa’sına benzetilen bu durum barış ortamının bir savaş veya yıkım ile kesilip bölüneceğini belirten teoriler vardır. İstikrar ve mutluluğun bu şekilde sağlanamayacağını anlatan bu teoriler, belki de bizleri iki taraflı bir bloklaşma olacağı iddiasındadırlar. Daha iyimser teorilerde ise dünyanın plüralist bir şekilde durması, devletlerin dünya hakimiyeti hevesini kıracak ve onları daha barışçıl yollara itecektir denilmiştir.

Kaynak: Siyaset – Andrew Heeywood – Adres Yayınları

 

Küresel Politika-5” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Küresel Politika-4 | Politika Okulu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s