Siyasi Kültür ve Toplumsal Bakış

Siyasi kültür

Bugün aslında insanoğlu siyasetin büyük bir bölümünün sadece kafasında var olduğunu kabul etmelidir. Sözgelimi bir siyasi ideoloji veya hükümete bakış açımız geleceğe karşı olan umutlarımız bunların hepsi bizim siyasetimizi var eden ama sadece beynimizin içinde dönen düşüncelerdir. Bu noktada algı pratik olandan daha önemli değildir demek aslında siyasi manada algının gerçeğin kendisi olduğunu görememektir. Bu durum siyasi kültürün oynadığı hayati rolü vurgular. İnsanların sahip oldukları ahlak, inanç, semboller ve değerler aslında onların siyasi çizgilerinin neler olduğunu bir sistemi değerlendirirken yasal olarak meşruiyetine bakıp bakmamalarını belirleyen olgulardır. Dolayısıyla, meşruiyet bir siyasi iktidar için var olma kaynağı ise meşruiyeti belirleyen şey de siyasi kültürdür.

Siyaset bilimi tarihi boyunca inançlar ve değerler hep önemli sayılmıştır fakat düşünürler bu unsurları ‘’siyasi kültürün’’ birer parçası olarak görmediler. Mesela Burke gelenekler, Marx ideolojiler hakkında birçok yazı yazdı. Bu düşünürler de inanç ve değerlerin bir iktidarın istikrarını sürdürebilmesi için hayati önemi olduğu üzerinde durdu. Fakat gerçek manada siyasi kültürün değeri 1950’lerde birinci dünya savaşı sonrası kurulan demokrasilerin başarısızlığını anlatmak için yapılan anket çalışmalarında ortaya çıktı. Siyasi kültüre olan ilgi 1980’lerde azalmış olsa da Doğu Avrupa’da komünizmin arkada bıraktığı yıkıntının üzerine bir demokrasi kurma çabasında kendini tekrar göstermeye başladı. Mamafih, siyasi kültürün elitlerin elinde şekillendirilip şekillendirilmediği tartışma konusudur. Kitle iletişim araçları hükümet elinde iletişimi manipüle ettiği hakkında görüşler yarışır haldedir.

Siyasi kültürün doğası üzerine araştırma yapan isimler Almond ve Verba’dır. Bu iki düşünür siyasi kültürü üç şekilde tanımlarlar: katılımcı kültür, tebaa kültürü ve dar grup/cemaat kültürü. Katılımcı siyasi kültür, vatandaşların siyasete ilgi duyduğu, katılımın yüksek olan ve arzu edilir bir şey olarak değerlendirildiği kültürdür. Tebaa siyaset kültürü, vatandaşların daha pasif bir şekilde siyaset ile ilgilendiği hükümeti etkileme noktasında daha az bir yetkiye sahip olduklarının idrakine varmış olmalarıyla tanımlanan bir kültürdür. Cemaat siyasi kültürü ise ulusal bağlılığın olmaması ile açıklanır insanlar bir yurttaşlık bilincine sahip olmak yerine bölgesellikleri ile tanımlanırlar ve ne siyasi bir arzuları vardır ne de herhangi bir katılım yollarını kullanma becerisine sahiptirler. Almond ve Verba katılımcı kültürün ideal sisteme yaklaştığını kabul etseler de onların ideali bu üç sisteminde karışımı olan ‘’yurttaşlık kültürü’’ dür. Onlara göre demokratik istikrar pasiflik ve aktifliğin bir karışımıdır yani yasaları değiştirebilme kudretinin farkında ve otoriteye itaat noktasında itaatkâr.

Buna rağmen bu teori çok geniş çaplı bir eleştiriye maruz kalmaktadır. İlk sırada, istikrarlı bir ekonomi için ortaya atılan psikolojik düzenleme modeli büyük oranda sıkıntılar barındırmaktadır. Özellikle pasifliğin parlatılıp otoriteye uymamanın zararlı olduğu vurgusu, siyasi katılım demokrasilerde vazgeçilemez derece de önemli olduğu kabulü ile çok yıpratılmıştır. Buna karşılık ‘’uyuyan köpekler’’ teorisi geliştirilmiştir. Bu teoriye göre eğer siyasi katılım az ise insanlar iktidardan memnundur denilmektedir. Diğer taraftan az katılım siyasi yabancılaşmayı ve bu yabancılaşma sonucu içinde bulunduğu kökleşmiş kötü koşulları barındırır.

Bir diğer eleştiride, yurttaşlık kültürü tezi, siyasi tutumların davranışları şekillendirdiği gibi ispatlanamamış bir iddia üzerine kurulur ki tam tersi de olabilir yani yurttaşlık kültürü bir demokrasinin nedeni değil de sonucu ise o zaman demokrasilerin durumlarını anlama açısından bir cetvel olabilir. Bu durum bize demokrasi hakkında bir fikir sunacaktır fakat iti bir demokrasi doğurmayacağı bellidir. Son olarak Almond ve Verba’nın yaklaşımı siyasi kültürü toplumun kodlarını içinde barındıran bir homojen yapı olarak nitelendirir. Bu nu yaparken siyasi parçalanmışlığa dikkat çekmez bunu yapan yaklaşımlar daha radikal olan yaklaşımlardır. Radikal yaklaşımlar siyasi kültürü bir sınıf, ırk veyahut din temelinden olan bölünmeleri açıklamak için kullanırlar.

Siyasi kültürü açıklama çabasında olan bir diğer isimde Marx’dı. Marx’a göre üretim araçlarını elinde bulunduran kapitalizm bir sınıf vasıtası ile alt sınıfları sömürüp ezmekteydi fakat Marx gene de dikirlerin, inançların ve değerlerin gücüne inanıyordu. Marx ve Engels’in ‘Alman İdeolojisi’inde ortaya koyduğu gibi dönemin hakim fikirleri o dönemde üretim araçlarını elinde bulunduran hakim sınıfın fikirleridir. Marx’a göre fikirler ve kültür hakim sınıfın ekonomik bir temelde oluşturduğu üst sınıfın ürünleridir.

Bu fikirler, Marksist teori içinde iki noktada ifade bulmuştur. Birincisi kültürün aslında sınıf temelli olduğu ve aynı sınıf içersin de var olan insanların aynı tecrübeleri aynı fikirleri ve aynı yaşam tarzlarını oluşturdukları için birbirlerini etkileyerek aynı ekonomik çıkarları oluşturmalarıdır. Marx’ın kendi ifadeleri ile ‘’insanların varoluşlarını belirleyen bilinçleri değil, bilinçlerini belirleyen toplumsal var oluşlarıdır’’. Dolayısıyla, proleter kültür ve fikirlerin burjuvanın sahip olduğu kültürden farklı olması doğaldır. İkinci nokta ise siyasi kültürün veya yurttaşlık kültürünün hâkim sınıfın yaydığı ve dönemin kontrolünü ele geçiren ‘’hâkim fikirler’’ olduğudur. Bu perspektiften bakacak olursak aslında inançlar, değerler ve kültür iktidarın farklı bir biçimidir. Marksistler ideolojinin tanımını yaparken buna benzer bir anlatım yolu seçmişlerdir. İdeoloji bir yalanlar bütünüdür Engels’in tanımı ile ideoloji, yanlış bilinç kazandırmak isteyen ve bunun sayesinde alt tabakları sömürmede kolaylık sağlayan bir araçtır.

Yeni nesil Marksistler hakimlerin fikirlerinin entelektüel alanda diğer görüşleri dışlayarak entelektüel ve kültürel hayatı tekelleştiremediğini kabul eder. Onların itiraz etmeye çalıştığı nokta bu siyasi, kültürel ve ekonomik arenada işlerin eşit ve adil olmadığı gerçeğidir. Basitçe kapitalist düzeni destekleyen fikirlerin, eleştirel fikirleri ezdiğini savunmaktadırlar. Bu aslında daha tehlikeli bir düzendir. Bu düzende ifade özgürlüğü kendisine baskıcı ideolojilerin ve illüzyon perdelerinin arkasında yer bulmaktadır. Buna Marcuse ‘’baskıcı tolerans’’ demektedir.

Bu görüşün en önemli savunucusu şüphesiz Antonio Gramsci’dir. Ona göre sınıf sistemi sadece iktisadi ve siyasi iktidarın işine yaramıyor aynı zamanda burjuvanın da işine geliyordu. Kitle iletişim araçları, dernekler, sivil toplum örgütleri (hatta okullar) gibi yapılar araç olarak kullanılıyor ve burjuvanın fikirlerini alt tabakada yaymaya yardım ediyordu. Gramsci’ye göre sosyalizmin inşası bir ‘’düşünce savaşı’’ başlatmak ile mümkündü. Bu şekilde proleter ilkeler burjuvazinin değerlerinin yerine geçecek ve onları yok etmekte etkin bir şekilde kullanılacaktı.

Marksist literatürün kültürü ideolojik bir güç olarak nitelendirmesi aslında çıkarları öznel veya algılanan (yani bizim aslında istemediğimiz ama istediğimizi zannettiğimiz) ve nesnel veya gerçek(gerçek anlamda istediğimiz şeyler) olarak ikiye ayırmasından kaynaklıdır. Bu görüşü daha da radikal bir boyuta sokan Stephen Lukes gibi düşünürler ‘’A, B’nin menfaatine ters düşecek şekilde onu etkiliyorsa A, B’ye güç uyguluyor demektir’’ şeklinde ifade ettiler. Bu görüşler aslında eleştiri fazlasıyla hak etmektedir. Bugün işçi sınıfının kapitalizmin inançlarını kabul etmesi sadece onun düzgün bir biçimde işliyor olmasından kaynaklı olabilir. Son olarak Marksistler toplumlarda var olan tüm güçlü sınıfların kendi fikirlerini yaymak için uğraştıkları iddiasını fazla abartmışlardır. Fakat gene de bu teoriler bizlere kitle iletişim araçlarının bu yolda kullanılma ihtimalini tartışma konusu olarak ele almamızı sağlamıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s