Temsil

Temsil

Bizleri kim temsil ediyor? Seçilenlere bizi temsil edebileceklerini kim söyledi? Peki, oy atmadığım temsilci ya da parti beni temsil etmeli midir? Bizleri kimlerin temsil edeceği aslında eski bir konudur. İngiliz iç savaşında parlamento ve kral bunun savaşını vermişti. 19. ve 20. Yüzyıllarda aynı savaş farklı fraksiyonları ile devam etmişti. Acaba temsil, politika konusu üzerine yoğunlaşan ve bu yoğunlaşmayı sağlayabilmek üzere gerekli eğitimi almış, bilgiye ve hatta boş zamana sahip inşalarla mı sınırlandırılmalıdır yoksa temsil bütün yetişkin vatandaşları kapsamalı mıdır?

Bu tarz sorular günümüz de genel oy ilkesi adıyla –en azından resmi anlamda- bir kişi bir oy bir oy bir ağırlık şeklinde çözüldü. Buna rağmen bu temsili aşırı derecede indirgeyen bir yaklaşımdır; zire temsili, seçimler ile eş görür; politikacıları sadece seçimlerle iş başına geçtiği için ‘’temsilci’’ olarak nitelendirir. Bu yaklaşım bir kişi başka birilerini temsil edebilir mi ederse nasıl eder gibi daha zor soruları göz ardı etmektedir. Acaba temsil edilen şey kişiler midir, yoksa grupların çıkarları mıdır?

Temsil Teorileri

Birçok temsil teorisi bu soruların cevaplarını aramaktadırlar. Hepsi de bu konuda farklı bir ideoloji ve siyasi varsayıma dayanmıştır. Mesela; temsili hükümet denilen şey, hükümetin çeşitli konularda halktan daha bilge olduğu ya da hükümete halk tarafında bir biçimde ne yapılması anlatıldığı veya hükümetin halkın bir çerçevesini yansıttığı temel görüşleri bulunmaktadır. Bu tartışmalar neredeyse her kesimden bilim insanın ilgisini çekmiştir çünkü belirli temsil teorileri, temsilciler açısından çok farklı davranışlar belirlemektedir. Örneğin siyasetçilerin ilkelerine ve siyasi duruşlarına bağlı kalmaları veya halkın çıkarlarına göre politika belirlemeleri yönünden ikiye ayrılması temsil teorileri ile alakalıdır.

Mütevellilik Modeli

Mütevelli, bir başkasının sahip olduğu mülk veya onu ilgilendiren meselelerde kendisine resmi olarak sorumluluk verilen kişilerdir. Bu teori ilk olarak Edmund Burke tarafından 1774 Bristol seçimlerinde ifade bulmuştur.

 

‘’Siz bir üye seçiyorsunuz fakat o artık Bristol’ün bir üyesi değil parlamentonun bir üyesidir… Temsilciniz sadece çalışmaları ile değil, kendi yargıları içinde size karşı sorumludur; bunu sizin fikrinize kurban ederse size hizmet etmek yerine ihanet etmiş olur.’’(Burke, 1975)

 

Burke’e göre temsil ‘’vicdan muhasebesi’’ yaparak ve ‘’olgun/yerinde karar’’ vererek seçmenlere hizmet etmektir. Kısaca, temsil ahlaki bir olgudur. Yani eğitim görmüş ve bilgi edinme şansını yakalamış yurttaşlar, kendileri kadar şanslı olmayan diğer yurttaşlarının menfaatlerine göre hareket etmelidirler. Bu yaklaşım aşırı derecede bir elitist anlam taşımaktadır. Temsilciler bir kez seçildi mi halk adına en iyi kararları vererek tek başlarına bağımsız hareket etmelidirler. Benzer bir yaklaşım J. S. Mill tarafından liberal temsil teorisi adında geliştirilmiştir. Bu yaklaşımda herkesin temsil edilme hakkı olmasına karşılık bütün siyasi fikirlerin eşit değere sahip olmadığı anlatılır. Yani Mill, bellir bir eğitim almış diplomalı insanlara dört veya beş, kalifiye ve yönetici işçilere üç veya iki, standart işçilere ise tek oy kullanma hakkı tanıyan çoklu/çoğul oy kullanma sistemini savunuyordu. Ayrıca Mill rasyonel seçmenin kendi ideolojisini savunan temsilciyi değil de kendi menfaatini koruyan siyasetçilere oy kullanacağını iddia ediyordu. Bu bakış açısı temsilin, profesyonel siyasetçilerin, eğitimli elit grubun bir üyesi olduğu sürece kabul edilebilir bir olgu olduğunu söylerken bütün vatandaşların kendileri için neyin iyi olduğunu bilmediği ön kabulü ile hareket etmektedir. Bilgi ve akıl toplumun içerisinde eşit derecede dağıtılmamıştır.

Bu temsil teorisi çok ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Bu teori en temelde anti demokratik unsurlar taşımaktadır. Eğer teorinin kabul ettiği gibi halk cahil ön görüşüz ise bir seçim olayının oluyor olması bile hatadır. Bir diğer sıkıntıda temsil ve eğitim arasında kurulan ilişkidir. Eğitim siyasi ve ekonomik meselelerin anlaşılmasında çok değerli olabilir fakat başkasının çıkarları doğrultusunda hareket etme ahlakını kazandırma noktasında çok etkisiz bir elemandır.  Bu teoriye son eleştiriyi de Thomas Paine yapmıştır. Paine siyasetçilere verilen bu serbestliğin, onları halkın çıkarlarına çalışmak yerine kendi çıkarlarına çalışmaya itmesinden korkuyordu.

Delege Modeli

Delegeler seçildikleri zaman vekillerden farklı olarak kendi haklarına hareket etmek gibi durumları söz konusu değildir. Yani seçildikleri zaman seçmenlerin onlar için ön gördüğü kurallar dışına çıkamayan tamamen halkın görüşlerini ifade eden bir aracı kimsedir. Burada verebileceğimiz en güzel örnek satış temsilcileri ve büyükelçilerdir. Delegasyon modelinin temsilcileri genellikle temsilcilerin temsil edilenlerin görüşlerine mümkün olduğunca bağlı kalmalarına neden olacak mekanizmaların var olmasını ister. Bu mekanizmalar, Paine’nin düzenli seçimler ve kısa süreli iktidarlar biçiminde temsilcilerin ve temsil edilenlerin arasında ki bağ olan ‘’sık sık tekrarlanan değişim’’ olarak adlandırdığı şeyi kapsar. Bunun yanında Paine halka daha çok denetim verme açısından ‘’inisiyatif kullanma’’ ve ‘’geri çağırma’’ hakkını savunur.

Bu modelin en erdemli yönü, halkın katılımını mümkün kılan çok büyük fırsatları içinde barındırması ve siyasetçilerin kendi çıkarlarına yönelmesini engelleyecek denetleme mekanizmalarının kullanılmasıdır. Yani, halk egemenliğini kullanma noktasında ütopyasına yaklaşmıştır. Bununla birlikte bu sistem yanında birçok sıkıntıyı da getirmiştir. İlk olarak temsilcilerin seçmenlerinin çıkarlarını bağlı kalması bölgeselliği besler ve bu bölgeselliğin güçlenmesi çatışmayı arttırılacaktır. Yasama üyelerini bir ulusun temsilcileri olmak yerine kukla gibi yönetilen büyükelçiler gibi olması Burke’nin kabullenemeyeceği bir durumdu çünkü bu durum aslında devlet adamlığının öneminin kalmaması anlamına geliyor. Bu da bir ilham ile politikayı harekete geçirebilecek yöneticilerin olmaması anlamını taşıyordu.

Vekâlet Modeli

Yukarıda anlattığımız iki model aslında siyasi partilerden evvelde vardı bu nedenle temsilciler bağımsız olarak tanımlanmıştır. Oysaki günümüzde siyasi partilerin de var olmasıyla seçmenler çok nadiren bir temsilcinin kişisel özelliklerine oy atmaktadır. Temsilciler yaygın olarak bir partinin neferleri olarak görülmektedirler ve partinin ortaya koyduğu siyasalar veya partinin halk nazarında olan imajına göre oy toplayabilmektedirler. Bunun sonucu olarak yeni temsil teorileri ortaya atılmıştır. Hiç şüphesi bu teorilerden en güçlüsü vekâlet modeliydi. Bu modelde bir parti, seçimleri kazanarak halkın vekâletini alacaktır ve seçim kampanyası döneminde açıkladığı politikalarını ve projelerini yerine getirmekle mükelleftir. Temsil aracı politikacılar değil partilerdir buda parti birliği ve parti disiplini açısından büyük bir meşruiyet kaynağıdır. Aslında politikacılar tamamen partiye ve parti siyasalarına göre hareket etmek zorundadırlar.

Vekâlet modelinin güçlü yanı, partinin özelliklerini ve parti siyasalarının şüphe götürmez pratik önemini dikkate almasıdır. Bir diğeri ise politikacıların verdikleri sözleri tutmalarını sağlayarak seçimlere bir anlam yüklemesidir. Mamafih, bu teori çokça eleştirilmiştir. İlk olarak, seçmenlerin oy verme davranışının çok tartışmalı olduğu ileri sürülmüştür. Seçmenlerin bu modelde ileri sürüldüğü gibi oy atma konusunda rasyonelliğini koruyabilen bilinç abidesi kimseler olmadığı açıktır. Bazen irrasyonel bir biçimde partinin imajına, liderlerinin karizmasına ve hatta el işaretlerine bile oy verebilirler.

Başka bir sıkıntı ise partinin manifestosunda yer alan politikaların bazıları seçmenleri cezbedebilir fakat bu cezbetme sonucu bazı politikalar bu büyük politikaların altında kalabilir. Buda bir partiye oy atmak onun manifestosundaki tüm politikalarına oy atıldığı anlamına gelmez. Yani altta kalan politikalar seçmenlerin rıza göstermediği fakat alternatifsizlikten kaynaklı bir biçimde kabul etmek zorunda kaldığı politikalar olabilir. Üçüncü bir problem ise bu modelin politikacıları aşırı derece sınırlayan bir sistem kurmasıdır. Olası bir ekonomik veya uluslararası karmaşada vekâlet önergeleri nasıl bir yol çizdirecektir? Son bir eleştiri olarak da bu teori sadece çoğulcu seçim sistemlerinde uygulanabilir ve oyların %50’sini bir parti alamazsa sistem anlamsızlaşacaktır.

Benzerlik Modeli

Bu model toplumda var olan tüm cinsiyet, din, etniste, sosyal sınıf gibi grupların ve kesimlerin temsil edildiği bir hükümet sistemi önerir. Tüm gruplar kendi nüfuslarınca orantılı olarak hükümette temsil hakkına sahiptir. Bu mikrokozmik temsil biçimi geleneksel olarak sosyalist ve radikal düşünürler tarafında temsil edilmiştir. Bu teorisyenler işçi sınıfı veya kadın gibi grupların yüksek makamlarda temsil edilemiyor olması onların çıkarlarını elde etme konusunda marjinalleşeceğine dikkat çekmiştir. Bu teorinin anlam verilemez bir yaklaşımı vardır. Belli bir grubun çıkarlarını sadece o gruba mensup insanlar temsil edebilir. Yani bir siyahiyi temsil etmek için sadece bir siyahi, bir kadını temsil etmek için ise sadece bir kadın temsilci olmalıdır. Bu görüşe göre bir erkek feminist kadınların sıkıntılarını görebilir ve bunun için mücadele verebilir fakat asla onların sıkıntıları hakkında gerçekten bir dert duymayacaktır çünkü o bir erkektir ve bu sıkıntılar onun sıkıntıları değildir. Diğer taraftan temsilcilerin sadece temsil edilenlere benzemeleri birçok sıkıntılı sürecin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bir siyahiyi bir siyahinin temsil etmesi çok açık olmayan dar anlamlı bir temsil sistemi anlamına gelir. Bu anlamda her temsilci kendi gruplarının menfaatleri doğrultusunda hareket ederse ortaya kimsenin yararına olmayan sonuçlar çıkacaktır. Aslında kimse ortak çıkarlar için bir hamle yapmadığı için toplumsal bir parçalanma ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan aslında toplumun bir prototipi olan meclis toplumun zayıf yönlerini de yansıtacaktır. Eğer toplumsal konulara duyarsız, siyaset ile ilgilenmeyen ve eğitim seviyesi düşük bir toplumda iseniz hükümette gayet yalın ve kalitesi düşük bir hükümet olacaktır. Son olarak bu model seçmenleri ırk, cinsiyet ve sınıf olarak bölerek sadece kendi ait olduğun grup içerisinde oy kullanmanı sağlayacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s