Seçkinler Teorisi

Vilfredo pareto Paris’te Fransız bir annenin, İtalyan siyasal sığınmacı çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi ile İtalya dönerek Torino Üniversitesinde Politeknik Enstitüsün’de mühendislik eğitimi aldı. Uzun bir süre demiryolu şirketinde çalışmasına rağmen kendisine kalan mirastan sonra kendisini matematiksel ekonomiye adadı. 

Pareto’nun kariyerinde şüphesiz öğrenimini gördüğü birçok bilimin etkisi vardır. Matematik bilgisi, Fransızca ve İtalyancası, antik tarih bilgisiyle çalıştığı konulara bakış açısını etkilemiştir. Bunu en çok sosyal araştırmalarında, doğa bilimlerindeki teknikleri denemesinde görüyoruz. Ayrıca özel anlamda ‘dengeleme’ kavramını kendi ekonomik ve siyasal teorisinde uygulamıştır. En temelde Pareto’nun amacı, toplumsal sistemlerin sistematik bir tarihsel analizi çıkartma ve psikoloji, siyaset ve ekonomi bilimlerinin arasında bağ kurmaktır. Bu yöntemleri uygularken dikkatini insan davranışlarının rasyonel olmayan kısımlarına verdi. Bu rasyonel olmayan kısımlar tortular ve türevlerden ibaretti. Ona göre tortular insanların eylemlerinin arkasındaki öznel duygulardı. Türevler ise insanların davranışlarına meşruluk kazandırmak için kurguladığı düşünceler veya ideolojilerdi.

Seçkinler teorisinin bir diğer kilit ismi de Gaetano Moscadır. Mosca Sicilya’da dünyaya geldi. Anaysa hukuku eğitiminden sonra Palermo ve Roma üniversitelerinde öğrenim görevlisi olarak çalıştı. Bu görevinin ardında yaklaşık on sene kadar Chamber of Deputies Jornual’da editörlük yaptı. Bu uzun aranın ardında akademik kariyerine Torino Üniversitesi’nde Anayasa Hukuku profesörü olarak devam eden Mosca 1923’de Roma’ya siyasal kurumlar ve öğretiler profesörü olarak atandı. Bir dönem mecliste muhafazakâr bir üye olarak görev yaptı. Onu bu denli önemli kılan akademik çalışmalarını siyasal tecrübe ile birleştirebilmesidir.

Bu iki düşünür birbirinden ayrı çalışmış olsalar da düşünceleri, klasik ve modern teoriler arasında bir bağlantı kurmaktadır. Kuramlarının temelinde gücün bir noktada toplanmasını, Marksist yaklaşımda olan egemen güç yapısına değil siyaset seçkinlerinin kişisel niteliklerine göre açıklamışlardır. Bu teoride aslında Marx’ın ön gördüğü herkesin eşit olacağı ve yöneticilik kavramının oratdan kalktığı toplumun reddiyle temellendirilmelidir. Mosca’da Pareto’da büyük topluluklarda bir elit topluğunun kitlelerden sıyrılarak azınlık yönetimini kuracağına inanmaktadırlar. Bir ölçüde her insan ya yandaş ya da yönetici olarak doğmaktadır ve devrimin sadece elitlerin yer değiştirmesinden ibaret bir sancı dönemi olduğu gerçeği ön plandadır. Onlara göre seçkinler yönetimi toplumların bölünmüş parçalanmış ve ilgisiz yapısından değil de seçkin sınıfın kendi kişisel yeteneklerinden kaynaklanmaktadır.

Pareto teorisinde iki tip seçkinler sınıfı yaratmış ve bunların kendi aralarında ki dönüşüm ilişkilerine psikolojik bir bakış açısı ile bakarak kitleleri nasıl yönettiklerini yorumlamışlardır. İlk tip aslanlardır ve aslanlar güç kullanarak yönetirler. Kesin kararlı ve kararları uygulamakta çekimser değillerdir. Örnekleri askeri yönetimler ve diktatörler olarak verilir. İkinci tip ise tilkilerdir. Bunlar gizlice yönetirler ve diplomatiklerdir. Örnekleri Avrupa ve ABD demokrasisi diyebiliriz.

Bu kişilikler açıkça görüldüğü gibi farklı siyasi anlayışları temsil etmektedir. Pareto bu tipleri vererek aslında seçkinler arasında iknanın gücüne inanlar ile kuvvetin gücüne inanlarının savaşını gözler önüne sermektedir. Bu savaş aslanların yerini tilkilerin ya da tilkilerin yerini asların alması ile gerçekleşir. Sonuçta tüm seçkinler zaman içerisinde yaralar alır ve yıkılmasına neden olacak açıklar vermeye başlar. Aslanlar kurnaz olmaktan ve hayal gücünde yoksun seçkinlerdir. Tilkilerin içeriye sızmaları için açık kapı bırakacaklardır. Tilkiler ise güç kullanma ve kesin karar verme noktasında beceriksizlerdir bu nedenle güçlü ve dinamik bir aslan grubuna yönetimi kaptırabilirler. Tarih Pareto’nun da dediği gibi ‘aristokrasi mezarlığıdır’. Güç yeni bir siyasal dengeye oturana kadar bu gruplar arasında gel git halindedir. Pareto demokrasiyi yeni bir yönetim şekli gibi görmenin saçmalık olduğunu iddia etmiştir. Ona göre bu temsiliyetçi yaklaşım tilkilerin kendilerini gizlemek için uydurduğu bir yalandır. Pareto’ya göre kitleler yönetim ile ilgilenmek konusunda hep duyarsız ve isteksiz kalmışlardır.

Garetano Mosca’nın tezi en temelde Pareto ile aynıdır: her toplumun ortak özelliği azınlık tarafından yönetilmektir. Mosca tarihte sadece iki insan türünün olduğundan bahsetmiştir bunlar yönetenler ve yönetilenlerdir. Aynı Pareto gibi Mosca’da bu yönetici sınıfın toplumdaki diğerlerinden entelektüel, maddi ve ahlaki açıdan üstün olduğunu iddia etmiştir. Fakat Pareto’ya ek olarak yönetici sınıfın diğerlerini arkada bırakmasına neden olan temel meselelerden birinin de örgütlenme faaliyetinin olduğunu söylemiştir. Örgütlenme faaliyetini iyi yapabilme yeteneğine sahip yöneticiler sınıfı bu yetenekten yoksun kitleleri sayılarının az olmasına rağmen yönetmekte zorluk çekmeyecektir. Mosca, aynı zamanda Pareto’dan seçkinler yönetiminin sağlanması için gerekli olan kişisel yeteneklerin zaman ve toplumlara göre değiştiğini iddia etmesiyle de ayrılır. Toplumlar bazen güce yatkın olurken bazen iknaya yatkın olabilirler.

Mosca’nın bir özelliği de, Makyavelist bir bakış açısıyla sunduğu, değerler ve dinsel ögeleri, maddi veya ekonomik güçlerden ayırmasıdır. Ona göre insanlar insanlara değil soyut değerlere itaat etmektedirler. Otorite aslında sadece ekonomik veya somut politikalarla değil aynı zamanda halk nazarında kutsanmış değerlerle beraber kurulur. Feodal yapıda insanların aynı zamanda krallık makamının kutsallığına da itaat ediyor olmaları bunun ispatı niteliğindedir. Bu nokta da bu iki farklı gücü yönetebilen yöneticiler toplumdan kendilerini sıyırabileceklerdir. Bu dinamikler her toplumda farklılık göstereceği içinde aslında seçkinler sınıfı da, her toplumun kendi dinamiklerini ortaya koyduğu bir karışım olarak ortaya çıkacaktır.

Mosca devamlı ve istikrarlı bir hükümet için adil ve hukuk üstünlüğünün kabul gördüğü bir toplum olması gerektiğine inanır. Bunun bir sonucu olarak da yöneticilerin aristokratik eğilim ile demokratik eğilim arasında ve keza otokratik yönetim tarzı ile liberal yönetim tarzı arasında bir denge kurması gerekmektedir. Mosca’ya göre halk yönetiminin imkânsız olması yanında seçkinlerin yönetimi ideal olandır. Daha sonraları daha demokratik bir çizgide yol alsa bile genel oy ilkesi gibi bugün kutsanan değerlere her zaman karşı çıkmıştır. Bununla beraber o var olan sistemleri göz önüne sermenin ötesinde seçkinleri koruyacak bir teoride ortaya koymuştur.

Eğer bu iki düşünürün fikirlerini çarpıştırmak istersek Pareto’nun teorisinin –Mills ve Michels gibi yazarları büyük oranda etkilemesine rağmen- modasını geçtiğini görebiliriz. Pareto her toplumdaki yönetim biçimlerinin aynı olduğunu iddia etmesiyle aslında olaylara fazla küçümser bir yaklaşım sunmaktadır. Ona göre doğu ve batı yönetimleri seçkinler yönetimlerinin farklı formlarıdır. Ayrıca belirmemiz gerekir ki Pareto seçkinlerin neden halk kitlelerinin yönetimi ele geçirme kabiliyetinin olduğunu anlatmamıştır.  Bu noktada Mosca’nın teorisi kalıcılığını koruma noktasında bir tık önde kalmıştır.

Kaynak: Sosyolojide Temel Fikirler – Martin Slettery- Sentez Yayınları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s