Notlar-1

Gerçek Kötü Karakterler

Edebiyat, tiyatro ve sinemada bir çok meşhur kötü karakter var. Yani işte Joker, Leatherface, Jigsaw, Mefisto…. Fakat tüm bu karakterlerin ötesinde farklı bir kötü karakterle sizi tanıştırmak istiyorum. Fantomas!

DUQQO0WXUAAu4UA

Fantomas, Pierre Souvestre ve Marcel Allain’in 1912-1914 yılları arasında birlikte yazdığı kitap serisinin kötü kahramanı. Fakat diğer karakterlerden farklı olarak kötülüğe yaklaşımı biraz değişik. Kendisi ne tam insan ne de insan dışı bir yaratık. Diğer kötülerin geneli ya insandır ya da insan olmayan bir yaratık ve kötülük yapmakta genellikle geçerli bir nedenleri olur. Örneğin Jigsaw bir felsefeye sahiptir ve kendine göre asla kötü biri değildir. Yapmış olduğu kötülüğün bertaraf edilmesi onu mutlu eder. Joker dahi kötü olduğunu kabul etmesinin yanında bunun sebeplerini yüzünde taşır eğer kötülüğünü engelleyebilirsiniz bu Onu hırslandırır ve biraz da eğlendirir. Yani ikisinin de bir nedeni vardır. Ama Fantomas kötü olmak için bir nedene bir felsefeye bağlı değildir. Kötü olduğu için kötüdür. Bu yüzden bazen insan gibidir bazen bir cin gibidir. En olmadık yerden çıkar en olmadık yerden kurtulur. Çünkü kötülük her yerde vardır ve asla bitmez. Şimdi buna benzer bir karakter daha var çoğumuzun gördüğü ama önemsemediği bir karakter. Mouth of Sauron Türkçesiyle Sauron’un Ağzı. Aynı Fantomas gibi. Sanılanın aksine

DUQUip-X0AEziez

Mounth Of Sauron

Mouth of Sauron bir insandır. Sauron’a hizmet etmek için orklar ya da dokuzlar gibi bir zorunluluğu yoktur. Kendi isteği işe karanlığa hizmet etmektedir. Görüntüsünü kara büyüyle değiştimek için yıllarca uğraşmış ve Sauron’un geri dönmesi için çalışmıştır. Kötülüğe olan hizmeti tamamen kendinden kaynaklı iki karakter. Bu genelde iyi karakterlerin özelliği olarak karşımıza çıkar ama bu ikisi benim gördüğüm istisnalar. Edebiyatta ki gerçek kötüler.


Neden Çinli Düşünürleri Okumalıyız?
Şimdi niçin Çinli teorisyenleri okumalıyız onu anlatacağım. Çin geleceğin parlak gücü retoriğinin aslında öyle fason-moda bir retorik olmadığı hakkında bir takım güçlü nedenlerim var.
1- Doğal kaynaklar
Çin şu an petrol ve doğal gazı dışarıdan alıyor bu bir gerçek fakat ilerleyen zamanlarda bu sorunu aşacak nasıl mı? Doğu Çin Denizi yeni bir kaynağa ev sahipliği yapıyor. Kaya gazı. (Kaya gazı: Normal doğal gazı yer altı kayalarında sıkışmış halidir.) Bu bizim bor muhabbeti gibi bir muhabbet değil önceden denendi. ABD eskiden petrol ve doğal gaz ithalatı yaparken kendisi de kaya gazını çıkartma yöntemleri geliştirerek şimdi doğal gaz ithalatı yapan bir ülke oldu. Çin henüz bu teknolojiye sahip değil ama kafaya takmış durumda bunu nereden çıkarıyorum. Kuzey Kore’ye kaşının renginden, komünistliğin şevkinden destek vermiyor. Çin yıllardır Doğu Çin Denizini Abd’ye kaptırmayayım, Japonya’ya koklatmayayım diye uğraşıyor .Başarılı olursa Çin enerji noktasında ki dışa bağımlılığından kurtulacak. Bu Çin adına çok büyük bir artı.

2- Teknoloji

 Biliyorsunuz ki ilk defa Asya medeniyetleri bir teknolojiye Batı medeniyetinden önce sahip oluyor yapay zeka. Çin, çeşitli firmalarında çoktandır yapay zekayı geliştirdi. Sürekli de geliştiriyor. Eğer ilerleyen dönemlerde bu durum aynı endüstri devrimi gibi üretimi etkileyen bir atılım yaratırsa sanırım bir çok Batılı güç aval aval bakacak. Ve hiç zannetmiyorum ki Çinlilerin ”Bizi ele geçirir mi yaa?” diye düşüneceklerini. Eğer bir mahluk Çin bayrağını yükseklere taşıyorsa robot ya da insan olması pek önemli değil gibi.

3- Etik değerlerin değişikliği

 Bu biraz değişik bir argüman. Dünya şu an gitgide yerelleşiyor. Her devlet kendi ulusuna çekilmiş ya da çekiliyor. Nereden mi görüyoruz, bakın efendiler Avrupada faşist partiler yükseliyor. Söylemleri başka milletlerin – gerek göç gerek kendinden doğma olsun- ülkelerinde barınmaması üzerine inşa edildi. Trump Meksika duvarı diyor, Estonya, Litvanya Rusların kırıma girmesinden sonra sınıra duvar inşa etti. Keza ülkemizin durumu ortada eskiden sınırda ki mayınları temizlerken bugünlerde Çin Seddi’nin yarısı kadar duvarı sınırımıza ördük. Her duvar bir içeride ki bir de dışarıda ki yaratıyor. Artık insanlar kendilerini içeride ki ve diğerleri olarak tanımlamaya başladılar. Üzgünüm ama maalesef artık küreselleşme çok zayıfladı. Birileri hamburger

download.jpg

Kongzi/Konfüçyus

yerken biz kebaba geri döndük. Şimdi tüm bu lakırdının Çin’le ne alakası var? Çin küreselleşme yönünde çaba sarf eden tek ülke olarak kaldı. İlginçtir en büyük komünist güç kapitalizmin son savunucusu oldu. Tüm dünya duvar örerken Çin ipek yolu projesi gibi küreselleşmeye endeksli çalışmalar yapmakta. Dünya artık giderek bir distopyaya gidiyor ve bunu engellemek için çalışan sadece Çin. Bu durum ilerde bir çatışmaya dönecek ve biz birimizi yerken. Çin ilk iki nedenden dolayı çağın süper gücü olarak bu çatışmadan zaferini koparan taraf olacak. Ve Moğollardan sonra ilk defa Asya dünyaya hakim olacak. Peki bunların Çinli teorisyenleri okumakla ne ilgisi var? Her hakimiyet kendi hakim kültürünü dünyaya kabul ettiriyor. İşte bakınız demokrasi, insan hakları kavramı bize soğuk savaşın galibi ABD’nin ve batının bir mirasıydı. Eğer bu paradigma işlerse hakim kültür Çin medeniyetinin ahlakı olarak karşımıza çıkacak. Asıl kestirilemez olansa Antik Çin’in mi kültürü hakim olacak Modern Çin’in mi? Yani uzatmadan demem odur ki Çin topraklarının demokrasiye insan haklarına yaklaşımını okumak gelecekteki siyasi yaklaşımların nasıl olacağını saptamamızı yardımcı olacaktır. Gelecek yeni bir ahlak biçimini içinde barındırıyor. Şimdi Tanrıya inanmayanların torunları belki Budha’ya tapacak.

Sevgili okuyucular bu ufak notlar kendi kişisel Twitter hesabımda yazdığım paylaşımlarımdır. Bir yazı haline getirilmeyen bu notların kaybolmaması için düzenli bir biçimde buraya ekleyeceğim. Güncel bir biçimde takip temek isterseniz bu linkten ulaşabilirsiniz. Sevgiliyle kalın. >>> Twitter hesabı linki.