Türkiye’de Hip Hop Kültürü ve Rap Müzik

1- Türkler Hip Hop İle Tanışıyor

Hip hop, 1970’li yıllarda Amerika’da kötü yaşam koşullarına sahip azınlık siyahiler tarafında ortaya çıkartılan ve bağımsız sokak sanatlarının (Grafiti, Break Dance, DJ’lik, Rap gibi) birleşimini ifade eden bir kültür biçimidir. Türkçe Rap’in çıkışı ise biraz farklı olarak bizim topraklarımızdan çıkmak yerine yurt dışında yaşayan Türkler tarafından icra edilmesiyle doğan bir şey olarak karşımızda durmaktadır. Bunun nedeni, yurt dışında yaşayan Türk gençlerinin yaşadıkları zorlukları anlatmak için kendilerini Rap müziğe daha yakın hissetmeleri olmuştur. 1980 sonlarında şarkılarında yabancı dil kullanmayı tercih etselerde zamanla Türkçe parçalar da ortaya koymaya başlamışlardır. İlk Türkçe Rap örneklerini veren grup ise Berlin’den ”İslamic Force” olarak kabul edilmektedir. Amerika’dan, Almanya’da bulunan Türklere Hip Hop kültürünün gelme serüveni ise Berlin Duvarı’nı korumak için görevlendirilen Amerikan askerleri tarafında gerçekleşmiştir. Almanya sokakları ilk defa bu dönemde Break Dansçıların sahnesi olarak kullanılmıştır. Hip Hop’un kendini Break Dans ile ifade etmesi o dönemin Avrupa’sında görülen yaygın bir durumdu ve Türk B-Boy’lar da bundan nasibini aldılar. İlk olarak bir hobi gözüyle baktıkları bu yeni dans biçiminin Türkiye’de yeni bir kültürü doğuracağından habersizlerdi. Break Dansın öncülük etmesiyle ilk Türkçe Rap grupları 90’ların sonunda ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu grupların ilkinin İslamic Force olduğunu söylemiştik fakat bir grup diğerlerinden çok daha fazla ön plana çıkarak adeta bir patlama yaratmıştı. O grup Cartel’di. 1995 yılında Cartel’in Türkiye turnesine çıkmasıyla Türkiye ilk defa Türkçe söyleyen bir rap grubunu misafir ediyordu. Hip Hop’un protest yapısı ve Cartel’in ritmik müziği Türkiye insanının hoşuna gitmişti. 90’lar, Türkiye için Pop Müziğin yılları olarak bilinir. Batı tarzı müzikten sıkılan insanlar o dönemde Pop Müziğe ilgi göstermişti fakat 90’ların sonunda Pop Müzikten de sıkılan halk yeni bir arayışa yönelmişti ve yükselen milliyetçiliğin de etkisiyle Cartel aranan kan olmuştu. Cartel’in yapmış olduğu müzik, Türk insanına ait birçok öge barındırıyordu. Mesela saz ve zurna sampleleri gibi kulağımızın alışık olduğu ses parçalarının bolca bulunduğu şarkılar vardı. Sözler herkesin ağzına takılabilecek bir yapıdaydı. Ayrıca Cartel’in çıktığı o dönemde Solingen’de ve Mölln’de Türk azınlıklara ait evlerin yakılması gibi olayların olması, Cartel’e politik bir anlam yüklemiş ve benimsemiş olduğu milliyetçi söylemin Türkiye’de destek bulmasına neden olmuştur. Bu başarı maalesef uzun sürmemiş ve ”Kan Kardeşler” bu başarılarının ardından dağılmak zorunda kalmışlardır. Fakat kim ne derse desin Cartel, Türkçe Rap müziğin yapılabileceğini göstererek ondan sonra çıkmış olan birçok grubu ve rap sanatçısını etkilemeyi başarmıştır.

2-Yer altı Operasyonu

Cartel sonrası dönemde Türkçe Rap sanatçıları birbirlerinde kopuk bir halde şarkılar üretmeye devam ediyordu. Bu durum bir takım Hip Hop temalı dergilerin yayınlanmasına kadar devam etti. Bu dergilerin yayınlanmasıyla Türkçe Rap sanatçıları birbirlerini tanımaya başladılar. Bu dergiler yerel grupların tanınmasına ve büyük Rap partilerinin düzenlenebilmesine olanak sağlamıştı. İlk büyük denilebilecek Rap partisi 1998’de ”Takım 34” adlı Break Dans grubunun katılımıyla gerçekleşmiştir. Bu partiler Türkçe Rap sanatçılarının bir buluşma noktası olarak çok fazla önem arz ediyordu. Çünkü o dönemde rap müziğin Türkiye’de satabileceğine olan inanç çok azdı. Rap müziğe daha çok Cartel ile gelen bir furya gözüyle bakılıyordu. Gidişatı gören Grafiti sanatçısı Tunç Dindaş teker teker albüm çıkartmanın zor ve maaliyetli olduğunu anlamış ve Türkiye’nin ilk Rap hareketi olan “Yeraltı Operasyonu”nu kurmuştur. Bu oluşum dünyada bir ilki gerçekleştirerek ilk toplama Rap albümünü yapmayı başarmıştır. Bugün bile halen dinlediğimiz birçok ünlü ismin ve grubun göndermiş olduğu demolardan yapılma olan bu albüm, Türkçe Rap adına adeta bir sıçrayış olmuştur. Türkçe Rap bu hamleyle Almanya’dan aldığı bayrağı İstanbul’a dikmiştir fakat bu başarı yanında beklenmedik bir durumu daha getirmiştir. Albümün başarısının ardında, “Silahsız Kuvvet” ve “Nefret” gibi gruplar birlikte çalışmak yerine tek başlarına yetebilir hale gelmişti ve bu, Türkçe Rap tarihinin değişmesine neden olan ayrılıkların tohumu olmuştu. Bu saatten sonra her Rap sanatçısı kendi çizgisini, kendi müziğini ve edebiyatını konuşturmaya başlamıştı. Kimisi Rap müziğin şairane yönünü ortaya çıkartırken kimisi protest bir tarz benimsemişti. Bu ayrışma üretilen müziğin de yapısını değiştirmiş ve Battle Rap denilen birbirine laf atmaya yönelik Rap şarkılarının ön plana çıkmasına neden olmuştu. Rap müzikteki değişim o dönemlerde Rap müzikte politiklik, küfür ve diss’e karşı tutum gibi tartışmalarını doğurmuştu ve rap dünyasının içinde bulunduğu ayrılıklar geri dönülemez bir biçimde derinleşmişti.

3- Yer Altından Yer Üstüne

Türkçe Rap camiası çatışmalar yaşıyor olsada bir yandan da görünürlüğü artmaya başlamıştı. Rap sanatçıları artık kendi yarattıkları yerin altında ki dünyalarından koparak yer üstüne yani modern kültüre girmeye başlamıştı. Modernleşme sürecinin başlaması, Türkçe Rap içerisinde iki kesimin doğmasına neden oldu. Bir kesim bunun Türkçe Rap’in tanınması açısında iyi olduğunu savunurken diğer bir kesim ise bu durumun Türkçe Rap’in evcilleştirilmesine yönelik bir çalışma olduğu kanısındaydı. O dönemlerde birçok sektörden farklı firma reklamlarında Türkçe Rap müziğe yer veriyordu ve az sayıda olan Türkçe Rap sanatçılarımız ekranlarda çokça yer edinmeye başlamıştı. Sadece reklam sektöründe değil Rap yarışmaları ve diğer ünlü müzisyenlerle yapılan parçalarda Türkçe Rap’in ön planda olmasını sağlıyordu. Özellikle “Rap Star” yarışmasını düzenlemesi ve birçok farklı sanatçıyla düet yapmasıyla Ceza çok ön plana çıkmıştı. Ne kadar Rap müzikte bir patlama gibi görünse de maalesef albüm satışları pop, rock veya diğer müzik türlerinin albümlerinin arkasında kalıyordu. O dönem Türkiye’de Rap müziğin geçtiği bir furya olarak kaldı fakat özellikle orta yaşlı kuşak arasında tanınması açısından etkiliydi.

4- Sonuç, Yorum ve Günümüz

Bir furya olarak Rap’in yükselişi fazla uzun sürmedi ve tekrar eski çizgisine geri döndü. O tarihlerden günümüze kadar Rap kendi içerisinde var olan bir kitleyi korumayı başardı fakat 1996 yılında -Yeraltı Operasyonu çıktığında- bu işin beş altı yılı var diyenler hala aynısını demekte. Rap düzene karşı çıkması ile toplumsal normları temelinden sarsan bir müzik kültürüdür. İnsanların kabul etme sürecinin yavaş olması onlara istemedikleri şeyleri, duymaktan kaçındıkları şeyleri anlatmasıdır. Bu eleştirel yönü ona sosyolojik bir anlam yüklemektedir. Günümüzde ise Rap müzik daha farklı sosyolojik bir alanın inceleme nesnesi haline geliyor. Artık Rap, getto kültürü ve şiddet ile beraber ağza alınır hale geldi. Son zamanlarda meşhur olan televizyon dizileri çıkana kadar çok ön plana çıkmayan bu yönü Rap müziğin tekrar protest yönden yeşerdiği ve eski zamanlarda ki gibi televizyonlarda değil sokaklarda boy gösterdiğinin kanıtı. Adana 01 ve Çukur gibi dizlerle ön plana çıkan ganstarap akıllara Rap müziğin şiddet ile olan bağlantılarını sorgulatıyor. Fakat bu durumunda bir furya olarak geçeceği kanısındayız çünkü artan radikalizmin bir sonucu olarak şiddete karşı tutumun zayıflamış olması zaten içinde şiddet de barındıran bir yer olan sokaktan gelen Rap müziği de dönemlik etkileyecektir.

KAYNAÇA:

1. Cengiz Özkarabekir yapımı ”Turkhish Hip Hop” belgeseli.

2. Özcan Tekdemir yapımı ”Anlatın Ben Dinlerim” belgeseli (2006).

3.

4.

5.

6. Hip Hop yazı serisi.