Toplumsal Hareketlerin Psikolojik Arka Planı üzerine

          Bir toplumsal hareket içinde yer alan bireyin psikolojik arka planında birçok etmen yer almaktadır. Bu etmenler bir bireyin ortaklaşa girişimde bulunduğu amaca ve bu ortak amaçlar etrafından toplanan insanları gruplaşarak dayanışma içerisinde bulundukları bir girişim ya da girişimler olarak kavrayabiliriz. Tabi ki de burada söz konusu toplumsal hareketin oluşumundaki memnuniyetsizlikler, toplumsal karşılaştırmalar, duygular gibi birçok etmen söz konusu kitlenin isteklerindeki talebin dinamiğini oluşturmaktadır.

          Bir bireyin bir toplumsal haraketin içerisinde dahil olma girişimi bir çok nedenle açıklanabilir. Bunlardan birisi, bireyin fayda/maliyet analizi yaptıktan sonra kendisinin daha kar ya da kazancı olacağını düşünüp dahil olmasıdır. Örneğin bir toplumsal hareket sayesinde birçok bağlantılar kurarak söz konusu sizlerle benzer görüşlü insanlarla fikir alışverişi yapabilir ve böylelikle sosyal girişim sağlayarak hem sosyalleşmiş olabilirsiniz.  Diğer bir görüş ise bireysel olarak adaletsizlik veya mağduriyet yaşamamanız adına belirli konularda dayanışma yapabileceğiniz gruplara dahil olarak kendinizi eşitsizliklerde ve adaletsizliklerde kolektif bir güç olarak koruyabileceğiniz göreli yoksunluk teorisi bağlamında incelenmektedir. Bir diğer inceleme alanı olarak ise siyasal bir ortak kimliktir. Siyasallaşmış bir ortak kimlikle kamusal alanda güç sahipleriyle kendi talep ettiğiniz ya da amaçladığınız hedefler için bireysel taleplerin çoğalmasıyla bir ortak siyasalı temsil eden kimlik durumdur. Burada eylemlerde görülen ve herkesin tek ağızda söyleyerek talep ettiği mesajların neden herkes tek ağızdan aynı şeyi söylediğinin cevabıdır. Taleplerin birleşmesiyle oluşan tek bir insanmışçasına oluşan bir benzerliğini de görebilirsiniz.

          Kimliklerin siyasallaşması belirli bir aşamalar sonrasında oluşmaktadır. Bu aşamalar, baskın grupların memnuniyetsizliği; bunun sonrasında bu hissiyatı hisseden kişilerin farkındalığının gelişmesi ve siyasal bilincin oluşması; son olarak ise bu kişilerin bir araya gelip toplumsal hareket ve eylemi oluşturmasıyla ortaya çıkmasıdır. Sonrasında gelişmesi beklenen şey ise seferberliktir. Bireylerin bu toplumsal mesaj ya da bir araya gelişin bir mobilizasyona tabi tutulmasından sonra bizler o taleplerin somut halini görmekteyiz. Eylem talebinin katılımcı arzıyla birleşmesiyle bireylerin kolektif şekilde belirli bir somut hareket oluşumunu görebilmekteyiz. Örneğin eylemcilerin belirli yerlerde oturma eylemi bunlara örnek olabilmektedir. Bu eylemler etrafında hareketin çekiciliğini sağlamak amacıyla daha samimiyet ya da motive edici isimler kullanılabilmektedir. Örneğin noktanokta cephesi sizleri belirli bir savaşta düşmanla savaşır hissiyatı kazandırırken, noktanokta birliği daha bütünleşme içerikli bir samimiyet kazandırabilmektedir.

          Söz konusu bireyin psikolojik arka planından bahsederken bu toplumsal hareketin belirli sembollerle daha akılda kalıcı ve hayranlık uyandırıcı olduğu görülmektedir. Belirli hareketlerde örneği sağ-sol haraketlerin çok olduğu 1980 öncesi hareketlerde yumruk işareti solcuların, işaret ve serçe parmağın açık, yüzük ve orta parmağı kapalı ve başparmağın ikisinin altında olarak kurdu simgeleyen bir el işaretinin ise sağcı olduğunu simgelediklerini görebilmekteyiz. Bu konuda bu sembollerin spor müsabakalarında örneğin dünyada ünlü MMA şampiyonu Khabib Nurmegomedov’un maçı kazandıktan sonra işaret parmağını yukarı kaldırması bile bir siyasal mesaj olarak yer alabilmektedir.

          Günümüzde toplumsal hareketlerin oluşumundaki bir diğer etken olarak bir kimlik aidiyeti talebi sonrasında oluşan girişim olduğunu görmekteyiz. Söz konusu kentlerde yaşayan aile fertlerinin günlük rutinlerini işlerinde geçirmeleri ve çocuk ya da gençlerin belirli üretim aşamalarına katılmayıp onlara daha çok boş zaman bırakmaları çocuk/genç jenerasyonda kimliksel oluşumları eksiklikleriyle belirli gruplara (bu siyasal olsun ya da olmasın) amaçsızca katılım sağlamalarını gözlemleyebilmekteyiz. Bu jenerasyondaki bireylerin kimliksel oluşumlarının tam oluşmamaları, aileleri ya da kendileri tarafından belirli bir vizyonu olmayışı bu kişilerde kendilerini tanımlamakta zorlandıklarını ve kendilerine bir amaç aradıklarını görebilmekteyiz. Böylelikle bir kimlik aidiyeti üzerine belirli siyasal gruplara da bulunabilmekte ve kamusal ortama daha bilinçsiz şekilde içerisinde yer alabilme durumu olmaktadır.

Toplumsal hareketler bir çok yapısal unsur içerisinde barındırmaktadır. Bu yapısal unsurlar kimi zaman planlı bir şekilde kimi zaman otonom (kendiliğinden) gelişebilmektedir. Kimisinde liderler ön planda yürütülürken kimisinde belirli sabit bir lider bulunmayabilmektedir. Örneğin Çay Partisi Protestosu belirli bir lider söz konusuyken Wall Street’i İşgal Et’te belirli bir lider yerine dönüşümlü ya da temsilcilik/sözcülük söz konusu olabilmektedir. Bunlar gibi birçok şekilde ve çeşitte sınıflandırabileceğimiz kıstaslar mevcuttur. Toplumsal hareketler ve bunlara katılım gösteren bireyle nitekim psikolojik etmenlerin oluşması sadece içsel bir oluşumlarla değil, söz konusu ortamın bunlara müsaade etmesiyle de bağlantılıdır.

 

Başvurular

Martha L. COTTAM, E. M. (2017). Siyaset Psikolojisine Giriş. Ankara: B101 Yayıncılık.

Fotoğraf: “https://www.filmloverss.com/belgesel-sinema-toplumsal-hareketler/3/”