2- HAYAT ÖLÜM İLE YOK MU OLUR?

“Siyah ve Beyaz” Örneği Temelde iki renk olan siyah ile beyaz birbirinin zıttı olarak kabul edilir. Olma hali açısından baktığımızda siyah olgusu içerisinde “siyah olma” ve “beyaz olmama” durumunu barındırdığı gibi, beyaz olgusu da içerisinde “beyaz olma” ile “siyah olmama” durumunu barındırır. Zahiri anlamda zıt olarak kabul edebileceğimiz bu iki olgunun birbirine en yakın olduğu…

HAYAT ÖLÜM İLE YOK MU OLUR?

Hayat yaşamımızın içerisinde var olduğuna kanaat getirdiğimiz bir olgudur/bir şeydir. Ölüm ise aynı yaşamamızda gün yüzüne çıkacak olan yani bir gün açığa çıkacak/belirecek olan bir gerçektir. İşte bu yazımızda yaşamımızda varlığına inandığımız hayat ile ne zaman gerçekleşeceğini bilmediğimiz -ama bir gerçek olduğuna da inandığımız- o ölümün birbirine en yakın olduğu noktadaki yani “ölüm anındaki” ilişkisini…

Ölüm, Tanrı ve Hayatın Anlamı

Bugün insan denen canlının bilinci ve merakı onu ölüm denen algının kaçınılmaz çekiciliğine ve dehşetine düşürmüştür.  Ne zaman olacağını bilmesek de öleceğimizi bilen bir canlıyız ve bu durum insanın içinden çıkılması belki de en zor çıkmazlardan birine itiyor. Tüm bu var oluş ne anlama geliyor? Bir gün yaşamsal faaliyetleri sona erecek bir canlı olarak yaptığım…

‘Derin’ Ekolojiye Doğru: Ekolojinin Gelişimi ve Farklılaşmaları

Yirminci yüzyılın ikinci yarısı beraberinde gelişen ileri sanayileşme hamleleri ve gelişen hak arayışları yeni sorunları gündeme getirmektedir. İleri sanayi hamleler ile birlikte oluşan çevre sorunları, bu dönem ve sonrasında gelişen modern siyasi ideoloji ve yazınların konusunu oluşturacak ekolojizmi yaratmıştır. Yeni bir hak arayışının temelini oluşturan ekolojizm, zamanla kendi içerisinde farklılıklarını ve kimliklerini inşa etmiştir. Bu yapı temelinde yeni bir Makro-düşünsel yapıyı ortaya koyan eko-centrik bir Radikal Ekolojizmi gün yüzüne çıkartmıştır.

Söylem

Bugün insanların büyük bir kısmı, söylem kelimesini, karşılıklı iletişim, konuşma ve akademik anlamda düşünceleri iletme olarak tanımlamaktadır. Söylem kavramına, bu insanlığın kalıplaşmış düşüncesine karşı Fransız siyaset bilimci Michel Foucault çok daha farklı bir bakış açısı getirmiştir. Ona göre söylem ve bilgi, iktidar ve güç tanımlarıyla düşünülenin aksine çok daha yakın bir ilişki içerisindeydi.